Organik

Nedir bu organik kanserden uzak tutan yiyecekler gerçekten pazardan aldığın kurtlu elma organik miydi? Üzerinde “organik” yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik(!) ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin. Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini unuttun. Kanser gibi bir illetten hep şikayet ettin ama ondan korunmanın yolunu bulamadın ve değerli travesti dostum en sevdiklerini bu hastalığa kurban verdin. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin. Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun. Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin. Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun. Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın. Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin. Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Oysa doğal olan hiçbir şey kalmamıştı etrafında yeniden tarım yapılması hiç ilaç kullanılmamış tarlalar bulmak günümüzde oldukça zor. Bunu başaran bir avuç insandan biri Adana travestilerinden deniz malum yaşadığı şehir buna müsait ne eksen oluyor. Şimdi tavuk, kaz, koyun da almış eti de doğal yiyecekmiş hani ben de imkan bulsam diyorum böyle bir şey yapsam belki sağlıklı yaşama kavuşurum. Sağlıklı günler dilerim İclal.

 

An da kalmak

An da kalmak tam olarak ne demek bir anıyı bitirtememek mi yoksa anın etkisinde kalmak mı?“Anda Kalma” halini biriktirdikçe enteresan şeyler olmaya başladı. Buz dağının altı görünmeye başlamıştı. Zaman makinesinin fantezi olmadığını fark ettim. Çünkü başıma gelenler geçmişin tekrarı gibiydi. Örneğin ilişkilerim çok iyi giderken birden bitiveriyordu. Biten ilişkilerin uzmanı olan travesti bireyler ne demek istediğimi daha iyi anladılar. Herhangi biri üç ayı tamamlasa kutlama yapacak duruma gelmiştim. Sanki benim dışımda birileri hayatıma müdahale ediyordu. Sonunda müdahale edenin kim olduğunu anladım. Müdahale eden acı sonla biten geçmiş ilişkinin hayaletiydi. Diğer tarafa geçmek yerine sürekli müdahale ediyordu. Mutlaka yaşamış olmalısınız böyle olaylar Özellikle Ankara travestileri an da kalmanın etkisiyle hafızanız size oyunlar oynamıştır. Öncelikle bu hayaletin geçmişte acı sonla biten ilişkide ölmüş olan “ben” olduğunu kabul etmeliydim. Ancak işim biraz zordu. Çünkü geçmişten gelen hayaletler birden fazlaydı. Ve dünyayı algılama şeklime sürekli müdahale ediyorlardı. Bunu nasıl mı başarıyorlardı?  Diyelim ki nehrin kıyısında bahçesi olan güzel bir eviniz var. Günün birinde nehir taşıyor ve sizinki de dâhil olmak üzere nehrin kenarındaki tüm evler yerle bir oluyor. O günden sonra ne zaman bir nehir görseniz o eski anınız canlanıyor.”Bir daha mı asla” fikri hâkim olmaya başlıyor. Öyle ki artık tabiatın içinde yaşamak yerine şehirde yaşamayı seçiyorsunuz. Nehrin kenarında yaşarken doğanın size hissettirdiği huzuru ve keyfi hafızanızdan tamamen siliyorsunuz. Çünkü silmediğiniz takdirde tekrar nehre yöneleceğinizi çok iyi biliyorsunuz. Aynı duruma bir de nehrin bakış açısından bakalım; Selden sonra o, her zamanki gibi tatlı tatlı akmaya, romantik görüntüsü ile insanları cezp etmeye, çevresindeki hayvanların su kaynağı olmaya devam ediyor. Size zarar vermiş olduğunun o da farkında ancak her ne oldu ise sadece onun kontrolünde değildi. Yağmur ve rüzgârlar da bu yıkımda görev aldı. Daha geriye gidersek iklim değişikliklerine sebep olan her ne ise onlar da sorumlusu. İşte başımıza gelenler de böyledir. Nehri tek sorumlu olarak nasıl görüyorsak aynı şekilde acılı deneyimlerimizde rol alan insanları da suçlarız. Acılı deneyimin geçmişteki bir yanılsamanın ya da atılan bir tohumun sonucu olduğunu göz ardı ederiz. Sürekli olarak “Böyle geldi, böyle gider” algısının içinde kalırız. Dünyada milyarlarca insan, milyonlarca kilometre karelik alan olduğu ve buna bağlı olarak birçok değişik alternatifin söz konusu olabileceğini aklımıza getirmekten kaçınır, geçmişten gelen hayaleti dinlemeyi seçeriz. Sevgiyle kalın İclal.

Kansızlık

Bilimsel olarak, kırmızı kan hücreleri alyuvarların yapısında hemoglobin bulunur. Kandaki hemoglobin, oksijeni taşımakla görevlidir. Bu hemoglobin düzeyinin kanda az olması sonucunda kansızlık ortaya çıkmaktadır. Genel olarak dünya üzerindeki kansızlık sebebi olarak demir eksikliği gözükmektedir. Demir, hemoglobine bağlanarak oksijenin taşınmasını sağlar. Eksik olması durumunda kansızlık yani anemi hastalığı ortaya çıkmaktadır. Genel olarak küçük çocuklarda ortaya çıkan bir sorundur. Hatta yeni doğan bebeklerde anne sütündeki demir oranı yeterli olmadığı bu sebeple demir yüklemesi gerekli görülmektedir. Belirtileri yorgunluk, halsizlik, uyuşuk olma, yeme içmenin azalması iştahsızlık, deri rengindeki beyaz renge dönüşme yani deri renginin solması önemli belirtiler arasındadır. Kırmızı et, Karaciğer, Dana eti, Hindi eti, Tavuk ciğeri, Beyin,Sardalya, Badem,Kavrulmuş fıstık,Fındık.Bunları almak zamanımızda biraz zor olsa da yerine kuru baklagiller tercih edilebilir özellikle Adana travestilerinden Beren kendi tarlasından isteyen arkadaşlara gönderiyor. Hem daha ucuza hem de doğal sahip olabiliyorsunuz. Genel olarak listeye bakıldığı zaman et ürünlerinin daha yoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Bunun sebebi olarak et ürünlerindeki demir oranı vücut tarafından kolayca emilmektedir. Besinlerden alınan demirin arttırılması için baklagiller tüketilmesi daha uygundur.Kansızlık veya demir eksikliği konusunda en yararlı kaynak kırmızı ettir. Kırmızı et vücuttaki demir oranının korunmasında ve artmasında büyük bir röle sahiptir. Bolca B12 vitamini arındırmaktadır. Doktorların önerisine göre günde 50-100 gram et tüketmek bu soruna çözüm niteliğindedir. Tabi ki ileri derece hastalar için mutlaka doktor tavsiyesi gerekmektedir. Ufak sorunlar için bu tüketim miktarı yeterlidir. Ton balığı, istiridye, somon gibi bazı balık çeşitleri aynı zamanda bolca tüketilen hamsi bu konuda büyük faydası vardır. Elimizden geldiğince balık tüketmeli hem kansızlık açısından hem de faydalı omega yağları açısından çok önemlidir. Süt kansızlığa yol açar gibi bazı duyumlar görülmüştür. Süt kansızlığa doğrudan bir etkisi yoktur. Ancak demir eksikliği görülen hastalarda sütün demir emilimini azalttığı bilinmektedir. Bu yüzden demir takviyesi yapıldıktan en az 2 saat sonra süt tüketimi yapılması uygundur. Normal bir zamanda sütün kansızlık adına herhangi bir yan etkisi yoktur. Tavuk ürünleri ve özellikle yumurta hemoglobin üretimi açısından oldukça önemlidir. Özellikle yumurtanın sarısı hemoglobin üretiminde büyük faydaları vardır. Karpuz, üzüm, greyfurt, elma, domates gibi ürünler kansızlık açısından olumlu faydaları vardır. Burada önemli nokta meyvelerin kuru olarak tüketilmesidir. Kuru kayısı, kuru erik, kuru üzüm gibi kuru yemişler bu konuda oldukça etkilidir. Sevgiyle ve sağlıkla kalın travesti bireyler kendinize iyi bakın İclal.

 

 

Sağlığa giden duygular

İnsan büyüdükçe duyguları da gelişiyor. Her geçen sene farklılaşan duygularınıza bir göz atın ne demek istediğimi anlayacaksınız. On yıl önce insanlara rezil olmak en büyük korkunuzdu belki de oysa şimdi ne diyor sunuz? Boş ver kim ne düşünürse düşünsün ben bildiğim yoldan şaşmam. İşte bu duyguların olgunlaşması ve sağlığa giden yolu açıyor sizlere zamanla her şey değişiyor siz bile…Birine iyi gelen bir çalışma sizi çekmeyebilir. Kaslarınızı güçlendirmek için hiç sevmediğiniz bir sporu yapmaya kalkarsanız kısa sürede vazgeçersiniz. Duygusal kasları güçlendirmenin de onlarca farklı yolu vardır, siz kendi beğendiğinizi seçin. Ben oldum demeyin. Duygusal detoks, yenilenme, dönüşüm sürecine girenlerin enerjilerinde ani bir yükselme oluyor. Bunu zamana yaymak, sürekliliği için duygusal kasları güçlü tutma çalışmalarına devam etmek gerekiyor. Yaşınız ilerledikçe ağır sporları yapamayabilirsiniz ama olgunlaştıkça duygusal kaslarınızı daha iyi hissedersiniz çünkü başkalarının hakkınızda ne düşündüğü endişesi yaşla birlikte azalıyor. Kazandığınız farkındalığı elden bırakmayın, dış etkenler ne olursa olsun. Zaten duygusal kaslarınız güçlendiğinde bunları kaldırmanız daha kolay olacaktır. Duygusal kaslarınız güçlendikçe bunun nimetlerinden bilinçli bir şekilde faydalanın. Örneğin; sezgileriniz güçlenecektir, bunu işinizde, ilişkilerinizde sosyal hayatınızda, kısa ve uzun vadeli hedef belirlemekte kullanın. Duygusal kaslarınızı güçlendirmek hayatın her alanında size büyük kolaylıklar ve açılımlar sağlayacaktır. Kendi içinizde ve diğer herkesle yaşadığınız çatışmaları önleme ve üstesinden gelmede getirdiği kolaylık; işinize verimlilik, ilişkilerinize uyum, yaratıcılık, farkındalık, güven, özgürlük olarak hayatınıza yansıyacaktır. Duygusal kaslar yaşadıkça tecrübe edindikçe güçlenecektir. Yeter ki siz siz olmaktan vazgeçmeyin sınırları zorlayın travesti bireyler içinizde genç olanlar belki bu doygunluğa henüz ulaşmamış olabilirsiniz ama dediğim gibi yaşadıkça anlayacaksınız. Şimdi size çok garip gelen orta yaş üstü İzmir travestilerinden İris rahat davranışları ile dikkat çekiyor gibi geliyor ama hayır  sadece ulaştığı olgunluğu yaşıyor bu hiç de kolay bir iş değildir. Sağlıklı bir ömür sürmek duyguların düzgün bir şekilde kontrolü ile mümkündür kasmayın rahat olun hayatı istediğiniz gibi yaşayın o da size istediğiniz hayatı sunsun. Dünyada bir karşılık dengesi vardır bu denge sizin ona sunduklarınızla alakalıdır. Sevgiler İclal.

Kendine dönüş

İnsan kendinden ne kadar uzağa düşer ya da kendinizden ne kadar kaçabilirsiniz? Herkes aslına dönmeyi isterken hala maskesini sıklıkla değiştirenler var, bazen onları tanımakta zorluk çekiyorum. Günden güne farklı bir kişilik olmaya çalışırken kendileri olmayı unutan insanlar ordusu gittikçe büyüyor. Olmuş olduğunuz kişi olmayı bırakın ve şu anda olduğunuz kişiye dönün. O şey veya kişi olmaksızın yaşayabildiğiniz zamanlar vardı – bir alışkanlık, bir ihtiyaç değildir. Bu kulağa çok kesin gelebilir, zor da olabilir fakat önemlidir. Döngüleri kapatmak. Gururdan, yetersizlikten veya kibirden değil, yalnızca bu artık hayatınıza uymadığından. Kapıyı kapatın, kaydı değiştirin, evi temizleyin, tozları silkeleyin. İş hayatları kariyer hedefleri ile doludur ve o kariyeri elde etmek için ne gerekiyorsa yaparlar. İş hayatlarını çok sevseler de sizinle düzenli vakit geçirmekten beraber günlük hayatın eğlencelerini paylaşmaktan hiç vazgeçmeyeceklerdir. Bazı insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar. Böyle insanlar bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler. Onlar gitmezler; ancak suyun akışına kapılarak akarlar. Suyun akışına kapılmayın gerekirse ters yüzün yolunuzdan çıkmayın. Sevdanın sahilinde, balıkçı ağlarına takılıp kıyıya vuran yosunlar gibi, çok derinlerden kazınıp gelmişim. Yol uzun, yol meşakkatli, yol; her adımında neleri anlatmaz ki… Gün olur hüzünleri, gün olur gizemleri, gün olur özlemleri anlatır da, daha da anlatacaklarından başka… Onun anlatımı bambaşkadır. Öyle geceler yaşanır ki, gözleri yosun kokan, yüreği yakamozlara aç… Duyumsadığın tüm aşklarının peşine takıldığı… Kaçmak istediğin kendine, kendine dönmek kadar zordur bu yolu aşmak. Sadece sen ve senin olduğu bir gecen var mı? Sırtını nemli kayalara yaslayıp, denizin ayaklarını tutkuyla okşadığı ve yıldızlarla arana kimseyi sokmadığın bir gecen var mı? Sıcak bir temmuz gecen var mı? Üşüdüğün… Her nereye gidersen git, yolun sonunda, yine kendinle karşılaşırsın. Kendine dönmeye bir kere niyet ettiğinde artık bu yoldan dönmemelisin sen yeniden sen olana kadar yürümelisin. İzmit travestilerinden Neşe sahta insanlarla dolu bir hayatı istemiyorum diye yazmış duvarına ne oldu bu gerçek insanlara ne ara kayboldular aslında sadece sustular. Susan travesti bireyler kendileri oldukları için dışlanırken başka ne yapmalarını bekleyebilirsiniz ki zaten sahtelik gerçeğin yerini almış. Sevgiyi ve kendiniz olmayı yüreğinizden çıkarmayın İclal.

Burcuna göre aşkın halleri

 

Aşık olduğunuz kişinin burcunu mutlaka öğrenmişsinizdir peki onun burcuna göre farklı bir aşk yaşayacağınızı da biliyor musunuz? Diyelim ki sevgilinizin burcu koç, koç burcu insanları aşkta zaferi sever ve tutkuludur. Değişikliği ve heyecanı sevdiği için evde her zaman yeni bir hikaye ister. Sessiz geçen geceler sakin ortamlar ona göre değildir. Fantezileri vardır ve kesinlikle uygulamak isterler. Yatak odası yerine çeşitli mekanlarda seksi severler. Bu burç gecikmeyi ve hayal kırıklığını hiç sevmez dedikleri hemen olsun ister. Koç burcu “seni seviyorum” demekte zorlanmaz ve dediği zaman bu gerçektir. Aynı zamanda bunu duymayı hatta emin olmayı ister. Beklenmeyen değişik hediyelere bayılır. Bu ben merkezli burç her zaman flört heyecanı arar ve aldatılmayı asla kabul edemez çünkü paylaşmaktan nefret eder. Eğer bunu elde edemezse terk etmekte hiç tereddüt etmez. Koç burcundan bir sevgili edinen Bursa travestilerinden Burcu yaşadığı güzel aşkın sonunda bittiğini ama bir koça aşık olmanın harika bir duygu olduğunu söylüyor benim hiç koç burcu sevgilim olmadı o nedenle bir yorum yapamıyorum. Koç burcu sevgilisi olan travesti bireyler siz alta yorum yapabilirsiniz en azından katılmadığınız veya eklemek istediğiniz yerleri yazabilirsiniz. Sevgilisinin ve eşinin haricinde bir çevresi olsun ister ve kesinlikle bağımsız eğilimlidir. Kontrol edilmekten ve emir kiplerinden nefret eder. Bu burç ile yaşamak için öncelikle Koç burcu olan birinin kendine yönelik yaşamaya eğilimli olduğunu ve sizin ihtiyaçlarınızı çok dikkate almayacağını kabul etmek gerekir. Bu bir Koç doğasıdır ve değişmez. Ama enteresan bir şekilde Koç burcu doğruyu hep içgüdüsel olarak hisseder. Koç yenilmişse bu hiç olmamış gibi davranmayı tercih eder. Kızdırılırsa saman alevi gibi olan öfkesi yakar yıkar ve bir anda sönüverir. Partneri olarak kızgın anlarda söylediği sözleri ciddiye almamayı öğrenmeli ve olgun davranmalısınız. Koç burçları övgüyü sever. Eğer bir Koç burcu ile beraberseniz onu sık sık övmeyi sakın ihmal etmeyin. Koç gibi sevgiler hepinizi bulsun sevgiyle sağlıkla kalın İclal.

Stresle savaşmak

Stres çağın vebası gibi sardı her yanımızı ne yansa dönsek bir depresifle burun buruna geliyoruz. Bundan kurtulmak için tonlarca ilaç kullanmanıza gerek yok aslında basit ve sadece kendi kendinize yapabileceğiniz değişik yöntemler var ben bu kış günü stresle başa çıkamayan travesti bireyler için dersime çalıştım ve işte stresle baş etmenin yolu diye yazıyorum. Bütünüyle kendinizi çok çok iyi hissettiğiniz bir zamanı düşünün… Daha önce yaşadığınız bir durum veya gelecekte imkan olsa yaşamak isteyeceğiniz bir durum. Bu olayı ´sanki şimdi oluyormuş´ gibi yeniden beyninizden yaşayın. Oradaki tüm duyguları bütünüyle hissederken bu rahatlığı ve diğer verdiği olumlu duyguları fark edin.Zor durumunuzdaki (Hayatınızda zorlandığınız yer neresi ise, stres ve baskı yaşadığınız o durum ne ise….) sizi düşünün.Oradaki tüm insanları palyaço gibi giyinmiş ve suratlarını o şekilde görün. Kendi durumunuzu da aynen o şekilde ele alın. Ve bunu gerçekten her yönüyle yaşayın. (En az 5 kez bunu yapın ve her seferinde gözlerinizi açıp başka yerlere bakın ve parmağınızı şıklatın.)Oradaki olayları ´hızlı´ bir şekilde sondan başa oynatın ve çok komik bir müzik duyun. (Komik bir film, reklam veya sirk müziği gibi….) ve olayı en az üç kere daha bu şekilde yaşayın.Şimdi nasıl bir durum yada duygu yaşamak istiyorsanız (rahat, güçlü, kararlı, huzurlu, hayır diyebilen,….) istediğiniz durum her neyse sanki onu yapmış gibi düşün. Sanki siz bir film yönetmenisiniz. Nasıl bir sonuç yaşamak istiyorsanız onu hayal edin, nasıl davrandığınızı neler hissettiğinizi fark edin. Bu yeni durumunuzdaki gibi giyinin, yürüyün, konuşun ve hareket edin. Bu olayı tüm ayrıntıları ile en az üç defa yaşamanız gerektiğini unutmayın. Her gün güne bu olayı beyninizde bir kez yaşayarak başlayın. Stres azalacak ya da kaybolacaktır. Kaybolmazsa da başka çareler arayacağız ama asla ilaçlara başvurmayacağız. İlaçlar bir süre sonra bağışıklık sisteminde alışkanlık kazandırdığından işe yaramıyorlar ben hep doğal yöntemleri kullanmaktan yanayım bunu karı koca ilaçları denemekten hoşlanan Ankara travestilerinden Bade’den öğrendim. Siz de bir deneyin bakalım sonuçları yazın ama sevgiler İclal.

Böylesilik ne demek?

 

Öncelikle, böylesilik kelimesini anlamaya çalış. Buddha bu kelimenin üzerinde çok durur. Buddha’nın kendi dilinde o tathata’dır- böylesilik. Bütün Budist meditasyonu bu kelimenin içinden doğar, bununla yaşamak o kadar derinleşir ki, dünya kaybolur ve sen “böylesilik” haline gelirsin. Mesela, hastasın. Böylesilik tavrı şudur: onu kabul et ve kendine şunu söyle “ Bu beden böyledir” veya “Şeyler böyledir.” Bir savaş yaratma, mücadele etmeye başlama. Bir kez kabul ettiğinde, şikâyet etmediğinde, savaşmadığında, enerji içte bir olur. Uçurumda bir köprü kurulmuştur. Ve çok fazla enerji açığa çıkar, çünkü çatışma yok; enerjinin kendisi iyileştirici bir güç haline gelir. Bedeninde bir şey ters gidiyor: rahatla ve onu kabul et ve basitçe içinden söyle sadece kelime olarak söylemek değil, derininde hisset eşyanın doğası böyle. Beden bir bileşim, birçok şey onun içinde birleşik. Beden doğdu, o ölüme meyilli. O karmaşık bir mekanizma; bazı şeylerin her zaman ters gitme olasılığı var. Onu kabul et ve onunla özdeşleşme. Kabul ettiğinde onun üzerine çıkarsın, onun ötesine geçersin. Savaştığında ise aynı seviyeye inersin. Kabul etmek, aşmaktır. Kabul ettiğinde, sen bir tepenin üzerindesin; beden geride bırakıldı. Dersin ki “Evet, doğa böyle. Doğan her şey ölmek zorundadır ve doğan her şey ölmek zorundaysa, o zaman zaman hasta olacaktır. Zamanın hastalığının sana bulaşmasına izin verme İzmit travestilerinden aslı gibi kabullen ve bu da böylesi de geç. Dert edecek fazla bir şey yok” – çünkü olan, sana olmuyor, sadece eşyanın dünyasına oluyor. Güzellik budur, savaşmadığında ötesine geçersin. Artık aynı seviyede değilsin. Ötesine geçme, iyileştirici bir güç haline gelir. Aniden, beden değişmeye başlar. Eşyanın dünyası değişkendir, orada hiçbir şey sürekli değildir. Öyle bir şey bekleme! Hiçbir şeyin sürekli olmadığı bir dünyada, sen süreklilik beklersen, üzülürsün. Bu dünyada hiçbir şey sonsuza dek süremez; bu dünyaya ait olan her şey bir anlıktır. Bu, eşyanın doğasıdır, “böylesiliktir”. Hatırla, yaşam seni takip etmeyecek, sen yaşamı takip etmelisin. İsteksizce veya mutlulukla, bu senin tercihin olacak ve sevgili travesti dostum böylesilik bir yaşam biçimi halini alacak. İsteksizce izlersen, ıstırap içinde olacaksın. Mutlulukla izlersen, bir buddha olursun. Yaşamın bir coşku haline gelir. Coşkulu bir hayat dilerim İclal.

Göz sağlığı

Gözlerimiz belli bir yaşı aştıktan sonra ister istemez görme yetisini kaybetmeye başlar. Özellikle sigara kullananlarda bu durum daha hızlı bir şekilde işlemektedir. Sigara kullanımı daha çok katarakt ve sarı nokta hastalığına yol açmaktadır. Hep söylediğimiz üzere gözlerimiz dünyaya açılan penceremizdir. Hayatın her döneminde sağlığı açısından devamlı kontrol edilmesi gereken gözlerimiz özellikle ileri yaşlarda hastalıklara daha açık hale gelmektedir. Katarakt ve sarı nokta hastalığı özellikle 50 yaş üzeri hastalarda sıklıkla görülebilen durumlardır. Bu hastalıklara zemin oluşturan sorunlar sıklıkla yaş faktörü olarak görülse de toksik dış etkenlere maruziyet daha fazla önem taşımaktadır. Göz damarları göz retina hücrelerinin beslenmesi ve toksik maddelerin uzaklaştırılmasında görevlidir. Göz damarlarının sigara gibi toksik etkiler nedeniyle tıkanıklıklara maruz kalması göz retina hücrelerinin erken ölümleri ile meydana gelen sarı nokta hastalığına neden olmaktadır. Ve sonuçta geri dönüşümsüz görme bozuklukları görülmektedir. Ayrıca göz merceğinin doğal denge metabolizmasına etkili olmakla birlikte erken dönemde katarakt oluşumuna neden olmaktadır. Tedavi edilmediğinde körlüğe neden olabilmektedir. Sigara içilmese bile sigara içilen bölgede bulunmak da içmiş kadar zararlı olmaktadır. Ben sigara kullanımına karşıyım ama biliyorum ki bu alışkanlıktan kurtulmak o kadar kolay bir iş değil bu nedenle içenleri de yargılama hakkım olduğuna inanmıyorum. Sadece zararlarını bilin yeter. İçmeyenlerde en azından sigara içilen ortamlardan uzak durmalıdırlar. Bu alışkanlıktan akupunktur tedavisi ile kurtulan izmir travestilerinden Hale artık ciğerleri ve bedeni bu illetten kurtulmuş olarak yaşıyor sanırım göz hastalıklarından da kurtuldu. Metil alkol zehirlenmesi olarak da bilinen sahte alkol içilmesi ile olan zehirlenmelerinde de geri dönüşü olmayan ani görme kayıpları oluşturduğunu unutmayın sahte içkilerden uzak durun. Tabi sade vatandaş olarak sahtesini anlamak gibi bir durumumuz yok ama en azından merdiven altında ucuza satılanları almamak gerekir. Uyuşturucu madde kullanımı ile gözde zararlar oluşabilmektedir. Bunlar göz kas felçleri ile şaşılık oluşması olabildiği gibi gözbebeğinde büyüme veya küçülme şeklinde olabilmektedir. Ayrıca gece körlüğü ve çeşitli görme bozukluklarına neden olmaktadır. Tüm bu bulguların bir kısmı toksik etkenin ortadan kalkması ile düzelebildiği gibi bir kısmı da geri dönüşü olmayan körlüklerle geri dönüşümsüz sorunlarla sonlanabilir. Sağlıklı günler dilerim travesti İclal.

Yaralara karşı su tüketin

Su içmek yerini başka hiçbir gıda ile dolduramayacağınız bir işlemdir. Suyun her şeye faydası olduğu gibi bugün hiç bilinmeyen bir faydasından bahsetmek istiyorum. Vücudunuzun bir yerinde uzun süredir iyileşmeyen bir yaranız varsa mutlaka yazdıklarımı okuyun. Yeterli miktarda su içmek vücudu yaralanmalarda daha çabuk iyileştiriyor. Yara iyileşmesinde beslenmenin ve yeterli su tüketiminin önemine dikkat çekmek için yazıyorum bu yazıyı sonra yaralarım niye çabucak iyileşmiyor demeyin okuyun. Yara bakımı açısından yeterli sıvı alınmadığı zaman yara bölgesinde oluşan dehidratasyonun (Susuzluk), kan volümü düşüklüğüne neden olduğunu buna bağlı olarak da O2, besin öğeleri ve immün hücrelerin hasarlı dokuya taşınmasının yetersiz olduğu için yara iyileşmesinin geciktiğini biliyor muydunuz? Çevreye bağlı faktörler dışında yara iyileşmesinde beslenmenin önemine de değinmek lazım, özellikle protein, arjinin ve glutaminin yanı sıra çinko, bakır, A vitamini ve C vitamininin yara iyileşmesinde etkin olan besin öğeleri olduğunu unutmayın. “İyi dengelenmiş bir diyet gerekli. Vitaminler yaraların iyileşme sürecinde büyük rol oynuyor. Bundan dolayı vitamin desteği almanız çok önemli. Özellikle insan derisi proteinden oluştuğundan kesik ya da yara olduğunda ekstra protein gereklidir. Bu durum genellikle operasyon geçirenler için geçerlidir çünkü ameliyat protein ve kalori ihtiyacını arttırır. Yakın zaman önce bir operasyon geçiren Mersin travestilerinden Azra’ya doktor bol bol su içmesini tavsiye etti arkadaşımız böbrek hastası olduğu için zaten su içmeye çok önem veriyordu ama yaralarının kapanması için daha fazla su içmeye başladı. Ben de günde en az iki litre su içmeye özen gösteriyorum çünkü su içerken boyunuz ve kilonuz çok önemlidir ağırlığınıza göre su içmeniz gerekiyor. Vücudunuz yaraları onarmak ve iltihabı azaltmak için antikor ve bağışıklık hücreleri üretmeye ihtiyaç duyar. Yeterli protein olmadan iyileşme gecikir ve enfeksiyon riski daha da artar. Su en iyi serinleticidir. Suyun yerini hiçbir meşrubat, çay, kahve, ya da gazlı içecek tutamaz. Terleme ile artan sıvı kaybını karşılamak amacıyla günde mutlaka 2.5-3 lt litre su içmeli ve asitli içeceklerden uzak durmalıyız. Yaz döneminde su tüketimine önem göstermeliyiz. Güzelleşmek için de suyu unutmayın sevgiler İclal.