Florür nedir?

Florür oldukça tartışmalı bir madde bir zamanlar mutlaka alınmalı deniyordu şimdi ise batı ülkelerinde kullanımı yasaklandı. Düşük dozlarda diş çürümelerini engellediği için önceleri serbestçe diş macunlarına, hatta bazı ülkelerde şebeke suyuna katılırken, son yıllarda zararları faydalarından daha çok tartışılıyor. Çin, Avusturya, Almanya, Belçika, Finlandiya, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda, Macaristan ve Japonya gibi bazı ülkelerde suya florür katılması yasak. Türkiye’de suya florür katılmazken pek çok ilimizin şebeke suyunda doğal olarak florür bulunuyor. Bunlardan biri de Adana diye söyledi Adana travestilerinden Su o nedenle hazır su tüketiyormuş hatta yemeklerini bile hazır su ile yapmaya başlamış. Oldukça zahmetli ve masraflı bir iş ama sağlık söz konusu olunca fedakarlık yapmak şart.Üstelik şebeke suyu tek florür kaynağı değil. Hazır meyve suyu ve gazlı içeceklerden tutun, bebek mamalarına kadar pek çok günlük kullanılan ürünlerde florür bulunuyor. Çoğu kişi florürsüz diş macunu kullanarak bu kimyasalın zararlı etkilerinden korunabileceğini düşünüyor. Ancak bazı illerimizde şebeke suyunda yüksek sayılabilecek miktarlarda florür bulunuyor. (Isparta, Ankara gibi illerimizde). Türkiye İçme Sularında Florürün Bölgesel Dağılımı çalışmaları sonucu Marmara Bölgesi’nin suları incelenmiş ve bazı ilçelerde florür değerlerinin tehlikeli seviyelere çıktığını saptamış. Örneğin Kırklareli merkez ilçede sudaki florür değerlerinin, Dünya Sağlık Örgütü’nün güvenli bulduğu aralık olan 0,5 – 1.7 mg/lt’nin oldukça üzerinde olduğu saptanmış. Ne yazık ki oturduğunuz bölgedeki suların düşük florürlü olması da yetmiyor. Çünkü tükettiğimiz pek çok hazır içecekte ve gıda da florür oldukça fazla ve gereksizce bulunuyor. Hazır su tüketsek dahi yıkadığımız tabak çanaklarımızı bu florürlü sular ile yıkıyorsak yine bu florürden kötü olarak etkilenebiliyoruz. Florür, biyobirikimli kimyasalların arasında. Sağlıklı bir kişi, her gün aldığı florürün yüzde 50 – 60’ını idrar yoluyla vücudundan atıyor. Geri kalanıysa kemiklerde ve beyinde birikiyor. Laboratuvar hayvanlarında yapılan deneylerde, yüksek dozlarda florürün erkek üreme organlarına hasar verdiği ve kısırlığa yol açtığı tespit edilmiş. Florürün beyinde biriktiğine, davranış değişikliklerine yol açabildiğine ve uzun vadede Alzheimer hastalığına yol açabildiğine dair bulgular var. Sanırım tüketmemek en doğrusu travesti dostlar olabildiğince uzak durmaya çalışalım sağlıklı günler dilerim İclal.

Baharı beklerken

Dünyanın en güzel Ülkesinde yaşamanın verdiği hazla her sene baharla birlikte ben de çiçek açarım. Gitmek görmek istediğim o kadar çok yer var ki ölmeden görmek tek dileğim mesela bahar için birkaç önerim var siz değerli travesti arkadaslara belki birlikte bir turla gideriz.İster Doğu ister Batı isterse Kuzey olmadı Güney hepsi ayrı güzel kafam karıştı nereye gitsek acaba hadi bir bakalım. Bulutların bir deniz gibi akıp gittiği manzarası, çam ağaçları ve uçsuz bucaksız çimenlerin arasında açan bahar çiçekleri ve demli bir bardak çay tüm stresinizi alıp götürecek. Karalahana çorbası, mıhlama, lahana sarma ve mısır ekmeği gibi lezzetleri de burada tadabileceğiniz ve konaklayabileceğiniz pansiyonlar var. İstanbul’a bir kaç saat uzaklıktaki Abant’a gitmenin tam zamanı. Kalabalıktan uzakta çam ağaçlarıyla çevrili gölün kenarında ilkbahara merhaba deyin. Gölün etrafında yürüyüş yapmak, manzaraya karşı kır kahvaltısı ve fayton turu yapmadan dönmek olmaz. Etrafta konaklayabileceğiniz oteller de bulunuyor. Mudanya’ya 10 dakika uzaklıkta yer alan Tirilye tarihi dokusuyla günümüze kadar korunmuş. Osmanlı, Traklar, Antik Romalılar ve Bizanslılara ait eserler bugün bir arada bulunuyor. Tarihi cami, manastır, kilise ve çeşmeler… Bu sahil kasabasında sizi zengin bir mutfak da bekliyor. Yeşilliklerin arasında kurulmuş alan Şirince üzüm bağları, zeytinler ve otantik 1800 eve sahip eski bir Rum kasabası… Kuzeyine Ege’yi, güneyine Akdeniz’i alan Datça, bozulmamış doğası ve Knidos Antik Kenti’yle her yıl turist akınına uğruyor.Yaz aylarında kalabalık olan ilçe şuanda kalabalıktan uzak. Limandan bir tekneye atlayıp Datça Yarımadası’na gömülmüş bir hazine gibi duran koylara demir atıp manzaranın tadını mutlaka çıkarın.Troas bölgesinin güney kıyısındaki bir tepeye MÖ 900’de kurulan Assos, balıkçıları, asırlar öncesinden kalma antik sütunları, cennet koyları ve karşısındaki Midilli Adası’nın manzarasıyla oldukça etkileyici.Trilye tercih eden Bursa travestileri içinden Banu hem yakın hem ekonomik demiş aslında harika bir yer birkaç fotoğraf atmış bana adeta büyülendim neden olmasın. Çevirdim rotamı Bursa’ya Mudanya’da bir nefeslenelim. Daha çok gezecek yer var hadi bakalım sevgiyle kalın bol güneşli günler sizinle olsun İclal.

Bedenimizi iyileştirmek

İnsan kendi kendini iyileştirme gücüne sahiptir. Öncelikle inanmalıyız tabii, sonrasında yapılacak şeyleri sizlere kısaca anlatmak istiyorum.Bedeninizden onu anlamanıza yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Ayakta durarak “Bedenim, bana eveti göster” ve sonra “Bedenim, bana hayırı göster” diyebilirsiniz. Çoğu insan tutarlı olarak evet için bir yöne, hayır için diğer yöne eğilir. Bedeninizin konuştuğu dili anladığınızda, ona sormaya başlayabilirsiniz, “Bu peyniri yemek ister misin?” veya “Yürüyüşe çıkmak ister misin?” Bununla oynayın! Her birimiz için farklı şeyler doğrudur. Sizin için doğru olan şey hafiftir. Ağır olan şey bir yalandır. Bir şey okuyorsanız ve sizi gülümsetiyorsa veya gözleriniz parlıyorsa, o sizin için doğru olabilir. Neden başka bir soru sormuyorsunuz? Bedeniniz büzülüyorsa veya mideniz alt üst oluyorsa, o sizin için doğru olmayan bir şeydir veya arzu ettiğiniz şeyi yaratmaz. Başka nereye bakabilirsiniz? Kesinlikle acınası görünen spor salonlarına koşuşturan insanları ne kadar sıklıkla görüyorsunuz? Bedeninizin tükürmek istediği kaç tane diyet yaptınız? Kendinie eiyet etmekten vageçin travesti arkadaslar artık ona ne istediğini sormak ve onu anlamak orundasını. Bedeninizle aranızdaki iletişimi artıracaksanız, bedeninizin yapmak istemediği şeyleri yapması için onu zorlamayı bırakmak ve aynı ekipte oynamaya başlamak zorunda olacaksınız. Bedeniniz koşmaktan nefret mi ediyor? Bedeniniz koşmayı sürdürürseniz dizlerinizin patlayacağı farkındalığına sahip olabilir. Bedeniniz hangi hareketlerden keyif alırdı? Toplumumuz etiketleri ve teşhisleri sever. Ne kadar sıklıkla bir teşhis sorular sormaya son vermek için gerçekten bir izindir? Reflüm var. Sizin var mı? Bedeniniz sıklıkla reflü dediğimiz semptom ile biraz önce yediğiniz şeyi beğenmediği bilgisini veriyor mu? Hiç domates yiyemediğiniz veya bedeninizin domates ile iyi olduğu zamanlar bulunduğu doğru mudur? Eğer son çare olarak başvuracağınız bir teşhisiniz olmasaydı, bedeninizin her an neyi arzuladığının farkında olmak zorunda olur muydunuz? Bana faydası olanın sana faydası olmayabilir illa yararlı diye o domatesi yemeye devam edersen reflün aacak ve sen kıvranacaksın. Bunu keşfeden İstanbul travestileri‘nden Billur gerçekten bence bir çok diyetisyenin yapamadığını yapmış bu fikir benim aklıma çok uygun geldi. Beslenme uzmanları bunun için benden nefret edecekler, ama neyin sağlıklı olduğu neyin sağlıksız olduğu ile ilgili o kadar çok bakış açısı topladık ki, bedenimizin ondan hoşlanıp hoşlanmayacağını görme şansına sahip olmadan yiyecekleri yargılamaya başlıyoruz. Lahana sağlıklı öyle değil mi? Tiroitiniz az çalışıyorsa, sağlıklı değil. Domates sağlıklı öyle değil mi? Reflünüz varsa değil. Şeker sağlıklı değil. Gerçekten mi? Her zaman mı? Şimdi sie faydası olan gıdaları bedeninie sorarak bulma vakti sağlıklı günler dilerim İclal.

Yapmayacaklarım listesi

Her gün kendi kendimize aklımızın bir köşesine yapılacaklar listesi diye bir alan açarız ve her gün bıkıp usanmadan bitmeyen işleri yazarız. Ben de yaparım bunu ama bugün dedim ki neden hep yapılacaklar bir de yapılmayacaklar var ve sen onları hep öteliyorsun ne zaman başın sıkışsa bir derdin olsa hep bu listenin eksikliğinden değil mi? Gelin bugün sizinle yapılamayacaklar listemize bir bakalım. Diyelim ki sevgili travesti bireyler en azında elli yaşımdan sonra ben şu yaptıklarımı yapmayacağım ne dersiniz tutar mı bu fikir var mısınız? Hadi Antalya travestilerinden Fiğen gel sen de yaz unutmamak için kağıdı kalemi al eline bak ileride işe yarayacak bunlar demedi deme. Daha fazlasını istemeyi bırakın. Mutlu insanların ortak sırrı, ellerinde olanın kıymetini bilmeleridir. Elindekinin kıymetini bilmiyorsan, daha fazlasını istemenin bir anlamı yok, çünkü o da seni mutlu etmeyecek. Daha da fazlasını isteyeceksin. Şu fazlalık on kiloyu bırakın.40’ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var… Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda… Fark etmez. Sorun “estetik” değil, sağlık. Fazla her kilo 50’lerden itibaren sağlık açısından bir tehdit çünkü zayıf olmak hafif olmak size çok şey kazandıracak aman yaşım geçmiş ne olacak demeyelim. Asıl şimdi kendimize bakmalıyız. Aile, gerçek arkadaş(lar), dost(lar) ve sizin için gerçekten anlamı olan bir “iş”. Gerisi hakikaten kuru gürültü. Dolaplar dolusu giysiye ve elli tane ayakkabıya da ihtiyacınız yok, laf olsun torba dolsun misali sosyal aktivitelere de. Ve ruhunuzu öldüren bir işe de. Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.“Karmaşık insanlar” ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama “kafası karışık insanlar” ilginç değildir. . Gençken tamam da, 50 yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın. Kendinize yeni bir yol çizin dediğim gibi hayat bir kez gelip gittiğimiz bize ait bir yer başkalarının bizim ne yaptığımızla ilgilendiğine hiç bakmayın bile bugün var yarın yok olan biziz ve biz mutluysak gerisi hiç sorun değil.Sevgiyle kalın İclal.

 

 

Organik

Nedir bu organik kanserden uzak tutan yiyecekler gerçekten pazardan aldığın kurtlu elma organik miydi? Üzerinde “organik” yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik(!) ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin. Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini unuttun. Kanser gibi bir illetten hep şikayet ettin ama ondan korunmanın yolunu bulamadın ve değerli travesti dostum en sevdiklerini bu hastalığa kurban verdin. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin. Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun. Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin. Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun. Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın. Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin. Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Oysa doğal olan hiçbir şey kalmamıştı etrafında yeniden tarım yapılması hiç ilaç kullanılmamış tarlalar bulmak günümüzde oldukça zor. Bunu başaran bir avuç insandan biri Adana travestilerinden deniz malum yaşadığı şehir buna müsait ne eksen oluyor. Şimdi tavuk, kaz, koyun da almış eti de doğal yiyecekmiş hani ben de imkan bulsam diyorum böyle bir şey yapsam belki sağlıklı yaşama kavuşurum. Sağlıklı günler dilerim İclal.

 

An da kalmak

An da kalmak tam olarak ne demek bir anıyı bitirtememek mi yoksa anın etkisinde kalmak mı?“Anda Kalma” halini biriktirdikçe enteresan şeyler olmaya başladı. Buz dağının altı görünmeye başlamıştı. Zaman makinesinin fantezi olmadığını fark ettim. Çünkü başıma gelenler geçmişin tekrarı gibiydi. Örneğin ilişkilerim çok iyi giderken birden bitiveriyordu. Biten ilişkilerin uzmanı olan travesti bireyler ne demek istediğimi daha iyi anladılar. Herhangi biri üç ayı tamamlasa kutlama yapacak duruma gelmiştim. Sanki benim dışımda birileri hayatıma müdahale ediyordu. Sonunda müdahale edenin kim olduğunu anladım. Müdahale eden acı sonla biten geçmiş ilişkinin hayaletiydi. Diğer tarafa geçmek yerine sürekli müdahale ediyordu. Mutlaka yaşamış olmalısınız böyle olaylar Özellikle Ankara travestileri an da kalmanın etkisiyle hafızanız size oyunlar oynamıştır. Öncelikle bu hayaletin geçmişte acı sonla biten ilişkide ölmüş olan “ben” olduğunu kabul etmeliydim. Ancak işim biraz zordu. Çünkü geçmişten gelen hayaletler birden fazlaydı. Ve dünyayı algılama şeklime sürekli müdahale ediyorlardı. Bunu nasıl mı başarıyorlardı?  Diyelim ki nehrin kıyısında bahçesi olan güzel bir eviniz var. Günün birinde nehir taşıyor ve sizinki de dâhil olmak üzere nehrin kenarındaki tüm evler yerle bir oluyor. O günden sonra ne zaman bir nehir görseniz o eski anınız canlanıyor.”Bir daha mı asla” fikri hâkim olmaya başlıyor. Öyle ki artık tabiatın içinde yaşamak yerine şehirde yaşamayı seçiyorsunuz. Nehrin kenarında yaşarken doğanın size hissettirdiği huzuru ve keyfi hafızanızdan tamamen siliyorsunuz. Çünkü silmediğiniz takdirde tekrar nehre yöneleceğinizi çok iyi biliyorsunuz. Aynı duruma bir de nehrin bakış açısından bakalım; Selden sonra o, her zamanki gibi tatlı tatlı akmaya, romantik görüntüsü ile insanları cezp etmeye, çevresindeki hayvanların su kaynağı olmaya devam ediyor. Size zarar vermiş olduğunun o da farkında ancak her ne oldu ise sadece onun kontrolünde değildi. Yağmur ve rüzgârlar da bu yıkımda görev aldı. Daha geriye gidersek iklim değişikliklerine sebep olan her ne ise onlar da sorumlusu. İşte başımıza gelenler de böyledir. Nehri tek sorumlu olarak nasıl görüyorsak aynı şekilde acılı deneyimlerimizde rol alan insanları da suçlarız. Acılı deneyimin geçmişteki bir yanılsamanın ya da atılan bir tohumun sonucu olduğunu göz ardı ederiz. Sürekli olarak “Böyle geldi, böyle gider” algısının içinde kalırız. Dünyada milyarlarca insan, milyonlarca kilometre karelik alan olduğu ve buna bağlı olarak birçok değişik alternatifin söz konusu olabileceğini aklımıza getirmekten kaçınır, geçmişten gelen hayaleti dinlemeyi seçeriz. Sevgiyle kalın İclal.

Kansızlık

Bilimsel olarak, kırmızı kan hücreleri alyuvarların yapısında hemoglobin bulunur. Kandaki hemoglobin, oksijeni taşımakla görevlidir. Bu hemoglobin düzeyinin kanda az olması sonucunda kansızlık ortaya çıkmaktadır. Genel olarak dünya üzerindeki kansızlık sebebi olarak demir eksikliği gözükmektedir. Demir, hemoglobine bağlanarak oksijenin taşınmasını sağlar. Eksik olması durumunda kansızlık yani anemi hastalığı ortaya çıkmaktadır. Genel olarak küçük çocuklarda ortaya çıkan bir sorundur. Hatta yeni doğan bebeklerde anne sütündeki demir oranı yeterli olmadığı bu sebeple demir yüklemesi gerekli görülmektedir. Belirtileri yorgunluk, halsizlik, uyuşuk olma, yeme içmenin azalması iştahsızlık, deri rengindeki beyaz renge dönüşme yani deri renginin solması önemli belirtiler arasındadır. Kırmızı et, Karaciğer, Dana eti, Hindi eti, Tavuk ciğeri, Beyin,Sardalya, Badem,Kavrulmuş fıstık,Fındık.Bunları almak zamanımızda biraz zor olsa da yerine kuru baklagiller tercih edilebilir özellikle Adana travestilerinden Beren kendi tarlasından isteyen arkadaşlara gönderiyor. Hem daha ucuza hem de doğal sahip olabiliyorsunuz. Genel olarak listeye bakıldığı zaman et ürünlerinin daha yoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Bunun sebebi olarak et ürünlerindeki demir oranı vücut tarafından kolayca emilmektedir. Besinlerden alınan demirin arttırılması için baklagiller tüketilmesi daha uygundur.Kansızlık veya demir eksikliği konusunda en yararlı kaynak kırmızı ettir. Kırmızı et vücuttaki demir oranının korunmasında ve artmasında büyük bir röle sahiptir. Bolca B12 vitamini arındırmaktadır. Doktorların önerisine göre günde 50-100 gram et tüketmek bu soruna çözüm niteliğindedir. Tabi ki ileri derece hastalar için mutlaka doktor tavsiyesi gerekmektedir. Ufak sorunlar için bu tüketim miktarı yeterlidir. Ton balığı, istiridye, somon gibi bazı balık çeşitleri aynı zamanda bolca tüketilen hamsi bu konuda büyük faydası vardır. Elimizden geldiğince balık tüketmeli hem kansızlık açısından hem de faydalı omega yağları açısından çok önemlidir. Süt kansızlığa yol açar gibi bazı duyumlar görülmüştür. Süt kansızlığa doğrudan bir etkisi yoktur. Ancak demir eksikliği görülen hastalarda sütün demir emilimini azalttığı bilinmektedir. Bu yüzden demir takviyesi yapıldıktan en az 2 saat sonra süt tüketimi yapılması uygundur. Normal bir zamanda sütün kansızlık adına herhangi bir yan etkisi yoktur. Tavuk ürünleri ve özellikle yumurta hemoglobin üretimi açısından oldukça önemlidir. Özellikle yumurtanın sarısı hemoglobin üretiminde büyük faydaları vardır. Karpuz, üzüm, greyfurt, elma, domates gibi ürünler kansızlık açısından olumlu faydaları vardır. Burada önemli nokta meyvelerin kuru olarak tüketilmesidir. Kuru kayısı, kuru erik, kuru üzüm gibi kuru yemişler bu konuda oldukça etkilidir. Sevgiyle ve sağlıkla kalın travesti bireyler kendinize iyi bakın İclal.

 

 

Sağlığa giden duygular

İnsan büyüdükçe duyguları da gelişiyor. Her geçen sene farklılaşan duygularınıza bir göz atın ne demek istediğimi anlayacaksınız. On yıl önce insanlara rezil olmak en büyük korkunuzdu belki de oysa şimdi ne diyor sunuz? Boş ver kim ne düşünürse düşünsün ben bildiğim yoldan şaşmam. İşte bu duyguların olgunlaşması ve sağlığa giden yolu açıyor sizlere zamanla her şey değişiyor siz bile…Birine iyi gelen bir çalışma sizi çekmeyebilir. Kaslarınızı güçlendirmek için hiç sevmediğiniz bir sporu yapmaya kalkarsanız kısa sürede vazgeçersiniz. Duygusal kasları güçlendirmenin de onlarca farklı yolu vardır, siz kendi beğendiğinizi seçin. Ben oldum demeyin. Duygusal detoks, yenilenme, dönüşüm sürecine girenlerin enerjilerinde ani bir yükselme oluyor. Bunu zamana yaymak, sürekliliği için duygusal kasları güçlü tutma çalışmalarına devam etmek gerekiyor. Yaşınız ilerledikçe ağır sporları yapamayabilirsiniz ama olgunlaştıkça duygusal kaslarınızı daha iyi hissedersiniz çünkü başkalarının hakkınızda ne düşündüğü endişesi yaşla birlikte azalıyor. Kazandığınız farkındalığı elden bırakmayın, dış etkenler ne olursa olsun. Zaten duygusal kaslarınız güçlendiğinde bunları kaldırmanız daha kolay olacaktır. Duygusal kaslarınız güçlendikçe bunun nimetlerinden bilinçli bir şekilde faydalanın. Örneğin; sezgileriniz güçlenecektir, bunu işinizde, ilişkilerinizde sosyal hayatınızda, kısa ve uzun vadeli hedef belirlemekte kullanın. Duygusal kaslarınızı güçlendirmek hayatın her alanında size büyük kolaylıklar ve açılımlar sağlayacaktır. Kendi içinizde ve diğer herkesle yaşadığınız çatışmaları önleme ve üstesinden gelmede getirdiği kolaylık; işinize verimlilik, ilişkilerinize uyum, yaratıcılık, farkındalık, güven, özgürlük olarak hayatınıza yansıyacaktır. Duygusal kaslar yaşadıkça tecrübe edindikçe güçlenecektir. Yeter ki siz siz olmaktan vazgeçmeyin sınırları zorlayın travesti bireyler içinizde genç olanlar belki bu doygunluğa henüz ulaşmamış olabilirsiniz ama dediğim gibi yaşadıkça anlayacaksınız. Şimdi size çok garip gelen orta yaş üstü İzmir travestilerinden İris rahat davranışları ile dikkat çekiyor gibi geliyor ama hayır  sadece ulaştığı olgunluğu yaşıyor bu hiç de kolay bir iş değildir. Sağlıklı bir ömür sürmek duyguların düzgün bir şekilde kontrolü ile mümkündür kasmayın rahat olun hayatı istediğiniz gibi yaşayın o da size istediğiniz hayatı sunsun. Dünyada bir karşılık dengesi vardır bu denge sizin ona sunduklarınızla alakalıdır. Sevgiler İclal.

Kendine dönüş

İnsan kendinden ne kadar uzağa düşer ya da kendinizden ne kadar kaçabilirsiniz? Herkes aslına dönmeyi isterken hala maskesini sıklıkla değiştirenler var, bazen onları tanımakta zorluk çekiyorum. Günden güne farklı bir kişilik olmaya çalışırken kendileri olmayı unutan insanlar ordusu gittikçe büyüyor. Olmuş olduğunuz kişi olmayı bırakın ve şu anda olduğunuz kişiye dönün. O şey veya kişi olmaksızın yaşayabildiğiniz zamanlar vardı – bir alışkanlık, bir ihtiyaç değildir. Bu kulağa çok kesin gelebilir, zor da olabilir fakat önemlidir. Döngüleri kapatmak. Gururdan, yetersizlikten veya kibirden değil, yalnızca bu artık hayatınıza uymadığından. Kapıyı kapatın, kaydı değiştirin, evi temizleyin, tozları silkeleyin. İş hayatları kariyer hedefleri ile doludur ve o kariyeri elde etmek için ne gerekiyorsa yaparlar. İş hayatlarını çok sevseler de sizinle düzenli vakit geçirmekten beraber günlük hayatın eğlencelerini paylaşmaktan hiç vazgeçmeyeceklerdir. Bazı insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar. Böyle insanlar bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler. Onlar gitmezler; ancak suyun akışına kapılarak akarlar. Suyun akışına kapılmayın gerekirse ters yüzün yolunuzdan çıkmayın. Sevdanın sahilinde, balıkçı ağlarına takılıp kıyıya vuran yosunlar gibi, çok derinlerden kazınıp gelmişim. Yol uzun, yol meşakkatli, yol; her adımında neleri anlatmaz ki… Gün olur hüzünleri, gün olur gizemleri, gün olur özlemleri anlatır da, daha da anlatacaklarından başka… Onun anlatımı bambaşkadır. Öyle geceler yaşanır ki, gözleri yosun kokan, yüreği yakamozlara aç… Duyumsadığın tüm aşklarının peşine takıldığı… Kaçmak istediğin kendine, kendine dönmek kadar zordur bu yolu aşmak. Sadece sen ve senin olduğu bir gecen var mı? Sırtını nemli kayalara yaslayıp, denizin ayaklarını tutkuyla okşadığı ve yıldızlarla arana kimseyi sokmadığın bir gecen var mı? Sıcak bir temmuz gecen var mı? Üşüdüğün… Her nereye gidersen git, yolun sonunda, yine kendinle karşılaşırsın. Kendine dönmeye bir kere niyet ettiğinde artık bu yoldan dönmemelisin sen yeniden sen olana kadar yürümelisin. İzmit travestilerinden Neşe sahta insanlarla dolu bir hayatı istemiyorum diye yazmış duvarına ne oldu bu gerçek insanlara ne ara kayboldular aslında sadece sustular. Susan travesti bireyler kendileri oldukları için dışlanırken başka ne yapmalarını bekleyebilirsiniz ki zaten sahtelik gerçeğin yerini almış. Sevgiyi ve kendiniz olmayı yüreğinizden çıkarmayın İclal.

Burcuna göre aşkın halleri

 

Aşık olduğunuz kişinin burcunu mutlaka öğrenmişsinizdir peki onun burcuna göre farklı bir aşk yaşayacağınızı da biliyor musunuz? Diyelim ki sevgilinizin burcu koç, koç burcu insanları aşkta zaferi sever ve tutkuludur. Değişikliği ve heyecanı sevdiği için evde her zaman yeni bir hikaye ister. Sessiz geçen geceler sakin ortamlar ona göre değildir. Fantezileri vardır ve kesinlikle uygulamak isterler. Yatak odası yerine çeşitli mekanlarda seksi severler. Bu burç gecikmeyi ve hayal kırıklığını hiç sevmez dedikleri hemen olsun ister. Koç burcu “seni seviyorum” demekte zorlanmaz ve dediği zaman bu gerçektir. Aynı zamanda bunu duymayı hatta emin olmayı ister. Beklenmeyen değişik hediyelere bayılır. Bu ben merkezli burç her zaman flört heyecanı arar ve aldatılmayı asla kabul edemez çünkü paylaşmaktan nefret eder. Eğer bunu elde edemezse terk etmekte hiç tereddüt etmez. Koç burcundan bir sevgili edinen Bursa travestilerinden Burcu yaşadığı güzel aşkın sonunda bittiğini ama bir koça aşık olmanın harika bir duygu olduğunu söylüyor benim hiç koç burcu sevgilim olmadı o nedenle bir yorum yapamıyorum. Koç burcu sevgilisi olan travesti bireyler siz alta yorum yapabilirsiniz en azından katılmadığınız veya eklemek istediğiniz yerleri yazabilirsiniz. Sevgilisinin ve eşinin haricinde bir çevresi olsun ister ve kesinlikle bağımsız eğilimlidir. Kontrol edilmekten ve emir kiplerinden nefret eder. Bu burç ile yaşamak için öncelikle Koç burcu olan birinin kendine yönelik yaşamaya eğilimli olduğunu ve sizin ihtiyaçlarınızı çok dikkate almayacağını kabul etmek gerekir. Bu bir Koç doğasıdır ve değişmez. Ama enteresan bir şekilde Koç burcu doğruyu hep içgüdüsel olarak hisseder. Koç yenilmişse bu hiç olmamış gibi davranmayı tercih eder. Kızdırılırsa saman alevi gibi olan öfkesi yakar yıkar ve bir anda sönüverir. Partneri olarak kızgın anlarda söylediği sözleri ciddiye almamayı öğrenmeli ve olgun davranmalısınız. Koç burçları övgüyü sever. Eğer bir Koç burcu ile beraberseniz onu sık sık övmeyi sakın ihmal etmeyin. Koç gibi sevgiler hepinizi bulsun sevgiyle sağlıkla kalın İclal.